|
♥♥ ♥รanem♥รpaces♥ ♥♥wrote:
çalar saat çalıp kaçmış, çalmıyor artık sessizliğin bi telaşmış, koymuyor artık düğüm düğüm şu hayat(ım)hemde kördüğüm/ gördüğümemi yanayım yoksa kör/düğümemi..! beğendiğim masallarım var parça parça rüyalarım yarım kalmış hayallerim var benim aslım bu kadarmış duyulurum sussam daha çok duyulurum gitsem bile ben her güzel şeyin yerine konulurum duyulurum sussam daha çok duyulurum sesim kaf dağının ardından bile gelse kalbine dokunurum gelse kalbine dokunurum http://sanem530.spaces.live.com
6 hours ago
|
|
|
mavi_melekwrote:
Cemre cemre çoğalt bizi,
Yağmur yağmur yağdır bizi imanın serin diyarlarından mahrum kalmış kurak yüreklere, Irmak ırmak coştur bizi, Beyhude geçmiş yıllardan nice canlar döndürelim, Coşkun coşkun çağlat bizi, Yüreklerdeki gaflet yangını söndürelim, Hep sana Rabbim! Hep sana sadık kıl cümlemizi CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
3 days ago
|
|
|
kırçiçeği papatyawrote:
Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Yalan dünya senin olsa ne fayda Akibet alırlar tatlı canını Bülbül gibi dilin olsa ne fayda Söylersin de söz içinde şaşmazsın Helâli haramı yersin seçmezsin Nasibin kesilir de sular içmezsin Akar çaylar senin olsa ne fayda Söylersin de el içinde sözün var Yeler çalışırsın oğlun kızın var Bu dünyada üç beş arşın bezin var Bedestenler senin olsa ne fayda Bir gün alır götürürler evinden Hakk'ın kelâmını koyma dilinden Kurtulaman Ezrail'in elinden Dünya dolu malın olsa ne fayda Pir Sultan Abdal'ım çıktık oturduk Kaza lokmasını burda yetirdik Dünya bizim diye çektik getirdik Yalan dünya bizim olsa ne fayda PirSultan Abdal
May 5
|
|
|
KELEBEĞİN ÖMRÜ
İlkbaharın son günleri olmasına rağmen, yağmur, sabahtan beri durmaksızın yağıyordu. Adam elindeki raporu masasının üzerine bıraktı ve başını kaldırarak karşısındaki genç kıza baktı. Kız, gözlerinde biriken yaşları eliyle sildikten sonra adama döndü ve "Ta başından beri biliyordun,değil mi?" diye sordu. "Evet" diye cevap verdi adam. Ta başından, kızı ilk muayene ettiği dört gün öncesinden beri biliyordu. "Çok güzel oynadın doğrusu rolünü" dedi, kız. Adam cevap vermedi, yüzünü pencereden yana çevirdi ve dört gün öncesini düşündü. Kızın muayenehanesine geldiği ilk günü. 24-25 yaşlarındaydı. O gün de bugünkü gibi yalnız başına gelmişti. Uzun boyu, kısa küt kesilmiş kumral saçları, renkli gözleriyle etkileyici bir güzelliği vardı. Yüzünde hafif bir endişe, yanaklarında belki biraz utanmanın verdiği pembelik gözleniyordu. "Sağ göğsümde üç aydır bir sertlik fark ettim. Ağrısı yok, geçer dedim, aldırmadım, ama geçmedi işte" demişti. Kısa bir öykü alma sonrası muayene odasına geçtiler. Kız, çekingen tavırlarla soyundu ve uzandı. Adam,kızın göğsüne ilk dokunduğu anda gerçeği anladı. Bu kız kanserdi! Ve hem de çok gecikmişti. Koltuk altı da bezelerle doluydu işte. Belki yüzlerce meme hastası olmuştu ama ilk defa bu kadar genç yaştakine rastlamıştı. O dakikadan itibaren oynamaya, rol yapmaya başladı adam. Kızın endişesini dağıtmak için ne şaklabanlıklar yapmamıştı ki. "Pek önemli bir şey gibi durmuyor. Ama buradan küçük bir parça almam lazım." "Patoloji için mi yani?" diye sordu kız. "Yok canım" dedi adam, "kendi özel koleksiyonum için, yani bu kadar güzel göğse pek sık rastlanmıyor da, bir hatıra almam şart oldu." Birlikte güldüler. Kızın artık gülen yüzünde korkunun ve kaygının görünümü kalmamıştı. Ta ki bugüne kadar. Yüzünü pencereden, odaya geri çevirdi adam. Hiç istemediği halde kızla göz göze geldiler. "Yani şimdi, dört gün boyunca huzurlu uyuduğum için sana teşekkür mü borçluyum?" Yoo, hayır, teşekkür beklemiyordu adam. Bu dört gece boyunca onun uykusuzluğunu, kaygısını ve korkusunu devralmıştı. Ve şimdi geri veriyordu bunları genç kıza, onun geride kalan ömrü boyunca, bir daha beyninden hiç çıkmamasıca... Kız, oturduğu koltuktan kalkmış, küçük odanın içinde bir-iki tur atmış ve şimdi pencerenin önüne gelmişti. Göğsünün tümüyle alınacağını öğrenmişti. Ağlamıyordu artık. Sesinde isyanın, öfkenin ve kadere lanetin olması gereken tonlaması da yoktu ne yazık ki. Adam, onun tenine dokunsa buz gibi olduğunu hissedecekti. "Çok canım yanacak mı?" "Korktuğun kadar değil" dedi adam. Bu sorulara hazırlıklıydı beyni. Bunlar kolay sorulardı. "Saçlarım dökülecek değil mi?" "Evet, ama yerine yenisi hem de daha gür çıkacak" "Ya, alınan göğsümün yerine yenisi çıkacak mı?" "Eğer sen istersen, plastik cerrahlar yerine o kadar güzel bir göğüs yaparlar ki, sağlam göğsünü bile almam için bana yalvarırsın." Kız, burnunu ve dudaklarını cama iyice yapıştırdı. Adama döndüğünde camda dudaklarının izi kalmıştı. "Bu izi hiç silme olur mu?" dedi kız. "Ben öldükten sonra bile bu iz burada kalsın. Sahi çok uzak değil ölümüm değil mi?" İşte adamın korktuğu soru gelmişti. Nasıl da gafil yakalanmıştı, o çok övündüğü, o yanından hiç ayırmadığı kıvrak zekası, hazır cevaplılığı. Nasıl söyleyebilirdi ona, son iki yılı acılar içinde geçecek en fazla dört, bilemedin beş yıllık ömrü olduğunu? Nasıl söyleyebilirdi, son altı ayında, her sabah uyandığında tanrıdan canını bir an önce alması için yalvaracağını.. Nasıl söyleyebilirdi ona, kelebeklerin ömrünün kısa olduğunu? Tek çaresi vardı adamın, yalan söylemek, pespembe mutluluk tabloları çizerek polyanna rolünü ustaca oynamak. Konuştu, anlattı, güldü, güldürdü. Riyakarlığı iyi beceriyordu doğrusu. Kız artık iyice rahatlamış gibiydi. Çocukluğundan bahsetti adama, ilk aşkından, sonraki sevgililerinden, işinden... "Ben portföy yöneticisiyim" "Ne demek o?" "Yani bir bankada, yatırım danışmanıyım. İstersen senin portföyünü de ben yöneteyim" "Hayır canım, gerekmez. Benim işim de hastalarımın portföyünü boşaltmak." Vedalaştıktan sonra kapıya doğru yürüdü genç kız, sonra döndü ve, "Neden seni seçtim biliyor musun?" dedi. "Bu konuda buralarda benden iyisi yok ta ondan." "Sen öyle san" "O halde, ben çok yakışıklıyım onun için." "Haydi canım sen de" dedi kız, gülüştüler. "Sende başka bir şey var; huzur veren, rahatlatan, güldüren değişik bir şey işte... Senin elinde ölüme gitmek bile zevkli olacak" Kız çıkmıştı. Adam camında dudak izi olan pencereyi açtı. Başını dışarı uzatıp gökyüzünü seyretti bir süre. Tekrar içeri girdiğinde gözlüklerinin altındaki damlaları sildi. Yağmur, çoktan durmuştu ...
May 2
|
|
|
mavi_melekwrote:
Şehit
Rüyanda görüp hazırlık yaptın habersiz Hazırım dedin kulaklarına gelen sese Cimri davranmayıp koydun canını herkesin önünde Şafak yerine saymışsın ödül gününü ŞEHİT Bir kör kurşun getirdi sana hediyeni Tek sen gördün merminin etrafındaki gülü Kan çizdi yurdumun sınırlarını üstüne Bu vatanı alamaz bir yabancı ŞEHİT Yastığın mezar taşın Yorganın toprak Sakın üzülüp sızlamasın bedenin Bilirmisin senin katına gelmek isteyen Bu ülkemde kaç bin er imiz var ŞEHİT Birleşir gece yarıları ay yıldız ile Kanın siyaha inat kırmızıya boyar ortalığı Kandillerde sana dualar edilip gönderilir Bu vatanı alamaz bir yabancı ŞEHİT Arkanda bıraktığın Anan baban Beşikteki beben nişanlın belkide Rahat rahat uyusunlar diye Senin yerin verildi, bir başka ere ŞEHİT. Allah katından gönderildi melekler evine Baba olup öptü bebeğini alnından senin yerine Kulağına fısıldayıp ninnilerle uyuttu her gece Sen rahat uyu rahat uyu ŞEHİT…
Apr. 29
|